Турецкий Политика
01.09.2026 Читать источник
Вышла книга о «Манифесте судьбы»: как религиозная доктрина определяет внешнюю политику США
Новое исследование журналиста Мустафы К. Эрдмола раскрывает исторические корни и современное влияние идеологии «Манифест судьбы» на империалистическую экспансию США. Автор утверждает, что эта доктрина, изначально обосновывавшая захват территорий, продолжает диктовать американскую внешнюю политику от эпохи Трампа до современных геополитических амбиций.
Перевод ИИ
Текст статьи доступен на языке оригинала.
Нажмите кнопку «Перевести статью» выше, чтобы сгенерировать перевод с помощью ИИ.
Оригинальный контент
Emperyalizmin İlkesi: Manifest Destiny
ABD emperyalizminin dini ve tarihsel ilkesi Manifest Destiny, Mustafa K. Erdemol tarafından kitaplaştırılıp raflardaki yerini aldı. Erdemol, “Bu ilke ABD dış politikasında hâlâ yaşamaya devam ediyor” diyor.
Metin YETİM
Mustafa K. Erdemol’un Manifest Destiny; ABD’nin Kutsal Doktrini, Başlangıcından Trump’a Kadar kitabı Yazılama Yayınları’ndan çıktı. Araştırma, yıllarca dış haberler üzerine yazan deneyimli gazeteci Erdemol’un birikimini barındırıyor. ABD emperyalizminin kendi tarihsel meşruiyet zeminini oluşturan “Manifest Destiny” kavramı dilimizde “belirgin kader” anlamını taşıyor. Yazar kitabında bu kavramın ABD devleti ve toplumu içindeki dini kökenlerinin tarihsel serüvenini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre Avrupa’dan Amerika’ya mezhepsel ayrılıklar ve dini idealler ile başlayan göçten, Batı’daki bakir toprakların işgaline ve ABD’nin 21'nci yüzyıldaki dış müdahalelerine kadar devamlılık gösteren kavram günümüzde de yaşamaya devam ediyor. Öte yandan kitap ABD tarafından İkinci Dünya Savaşı sonrası tesis edilmiş güç hegemonyasının erimesi ve Amerika’nın doğrudan müdahaleci politikalarına dönüşüne de ışık tutuyor.
Amerika din kökenli bir toplum ve devlet mi?
Kesinlikle. Kitapta zaten bunu söylemeye çalışıyorum. Sonradan ABD’yi kuracak olan öncü yerleşimciler “Biz krallarla monarşilerle yönetilmeyeceğiz” diyerek dini gerekçelerle, ideal bir dini düzeni kurma idealiyle İngiltere’den kopup Amerika’ya gidiyorlar. Bir kısmı kaçarak, bir kısmı İngiltere’nin yönlendirmesiyle, bir kısmı sürgün olarak, bir kısmı iş kurmak için gidiyor. Başlangıçta bugünkü Amerika’nın kuzeydoğusuna sıkışmış durumdalar. Bir zaman geçtikten sonra "İngiltere bizi niye yönetsin" demeye başlıyorlar.
Manifest Destiny nasıl ortaya çıktı?
Manifest Destiny’nin çıkışı 1800’lü yılların ortalarına doğru Amerikalıların “Kuzey Amerika’ya sıkıştık kaldık, bizim batıdaki henüz işgal edilmemiş topraklara doğru açılmamız lazım” demesiyle başlıyor. Şimdi şu soru akla gelebilir, kabaca "Allah bize bunu emrediyor" demeden de yapamazlar mıydı? O zaman bu kavramı savunanlar sadece fetihi, toprak gaspı yapan insanlarmış durumuna düşerdi. Çünkü Modern Çağ’da bu yöntemler ahlaken geri kalmış eylemler olarak kabul ediliyordu. Yerli Amerikalıların topraklarını işgal ederek Batı’ya doğru ilerleyen yayılmayı ilahi bir kisve altında yapmak zorundaydılar. “Tanrı bize bunu dedi, açılmak, genişlemek zorundayız” dediler. Fakat daha sonra bu düşünce ve doktrin sivil bir dine dönüştü. Evanjelizmden, Hristiyanlıktan farklı bir biçim aldı. Manifest Destiny’yi savunmak için dindar olmanız gerekmiyor artık.
Amerikalı yerleşimciler Batı’daki toprakları işgal ederken önlerinde bir sürü topluluklar vardı, onların ölümlerini nasıl meşrulaştırdılar?
Katledilen ya da soykırıma uğrayan yerli halkların durumunu sıradan bir cinayet gibi görmek yerine, “Tanrı adına işlenmiş bir cinayet, Tanrı’nın iyiliği için yapılmış bir eylem, Tanrı istediği için rehabilite edilme” olarak benimsendiyorlar. Yerliler için “E sen de bu topraklara sahip çıkmamışsın” diyorlar. Meşruiyete ihtiyaçları var, tabii. O meşruiyeti günümüze kadar farklı gerekçelerle sağlıyorlar. Yapılan askeri müdahaleler ya da saldırıların altını artık demokrasi ya da özgürlük getirme iddiasıyla dolduruyorlar.
Kitabın yazılma amacı ne?
Kitabın yazılma amacı şu, Manifest Destiny yaşayan bir kavram. Biçimi ve içeriği değişmekle beraber süren bir kavram. Günümüzde hâlâ canlı, kanlı yaşıyor. Kitabın iddiası bu. Manifest Destiny doğrultusunda Amerikalılar Batı’ya yayılırken yol üzerinde ne varsa ezip yakıp yıkıp geçiyorlar. Milyonlarca insanın ölümüne yol açıyorlar. Hayvanlar, doğa, her şeyi yok ederek ilerliyorlar. Bir süre sonra Manifest Destiny doğrultusundaki bu çabalar birbirlerine düşmelerine neden oluyor.
Amerikan İç Savaşı’ndan bahsediyorsunuz, nasıl ortaya çıkıyor?
İlk kolonilerin ortaya çıkışından itibaren tarım plantasyonları oluşuyor. Devasa arazilerde şeker, pamuk, tütün gibi ürünlerin üretimi yapılıyor. Bu ürünlerin yetiştirilmesi, hasat edilmesi ve taşınması için ucuz insan gücüne ihtiyaç var. Çözümü Atlantik’in karşı kıyısından Afrika’dan siyah köleleri getirmekte buluyorlar. Siyah insanların köleleştirilmesi başlı başına bir insanlık trajedisi. Bir süre sonra plantasyonlarda çalıştırılan köleleri beslemek, yaşatmak, barınmasını sağlamak, evlendirmek hepsi birer sorumluluk ve maliyet. Bir yandan da Kuzey’de sanayileşmenin ilk evreleri başlayarak makineleşme sağlanıyor. Daha şehirli daha modern ve sanayileşmeye başlamış Kuzey’de kölelik sorgulanıyor. Bir iç savaşa neden oluyor. Bir diğer fikir ayrılığı ise Wilsoncılık ve Jaksoncılık.
Wilsoncılık ve Jaksoncılık ne?
Woodrow Wilson (1913 – 1921 yılları arasında görev yapan ABD Başkanı), “Ya madem Tanrı bize görev verdi, o zaman görevlerimizden birisi de diğer uluslara bizde var olan demokrasiyi götürmektir” diyor. Buna Wilsoncılık deniyor. Aslında emperyalist yayılmacılık ve Dünya’nın paylaşılması niyetleri taşıyan bir ilke. Bu dış politika ilkesinden önce ise Jacksoncılık var. Andrew Jackson’ın (1829 – 1837 yılları arasında görev bulunan ABD Başkanı) ortaya attığı kapalılık ve içe dönüklük politikası. Bu anlayışa göre önce Amerika denilerek ülkenin kaynakları diğer ülkelere ve bu ülkelere müdahaleler için kullanılmamalı. Ama bu içine kapanıklık aynı zamanda ırkçılığı ve yabancı düşmanlığını beraberinde getiriyor. Amerikan siyaset tarihinde işte bu iki anlayış var: Birisi Wilsoncılık, diğeri Jacksoncılık. Wilsoncılık dönemi kapandı, Trump artık Jacksoncılık yapıyor. Çelişki de buradan kaynaklanıyor. Trump diyor ki; "Başka ülkelerden bize ne. Başka ülkelere demokrasi götürmeye ne gerek var? Ekonomimize bakalım." Bu söylem ülkemizde "Ne güzel, Amerika bunu yapınca dışarıyla uğraşmayacak artık" diye yorumlanıyor. Ama her zaman içeriye kapanmış olmak felaket getirir. Mesela Andrew Jackson döneminde çok sayıda yerli öldürüldü, milyonlarla ifade ediliyor. Öyle sanıldığı gibi içe kapanmıyorlar aslında. İçe kapanıklık diyerek göçmen karşıtlığı, yabancı düşmanlığı yapılıyor. Trump “İçe kapanalık, önce Amerika” diyerek oy topladı ama şimdi “Grönland’ı istiyorum” diyor. Bu durum MAGA’ya ters düşmeye başladı. Yani “Hani kapanacaktık niye yayılıyoruz?” diye soranlar çıktı.
Tarihte Amerikan yayılmacılığının ele geçirmeyi hedeflediği başta toprak istilası, sonra Altına Hücum sonra petrol gibi bazı hedefler vardı. Şimdi sırada ne var?
Değerli maden ve toprak elementleri mücadelesi var. Bir ara neydi? Çok uzağa gitme, sen 8 yaşındayken enerji koridorlarında yer kapma ya da orayı kontrol etme mücadelesi veriliyordu. Saddam’ı hiç birimiz sevmeyiz ama Irak’ta “Kitle imha silahları var, terör var” diye Saddam’ın tepesine bindiler. Ama asıl amaç enerji koridorlarında söz sahibi olmaktı. Tarihte Manifest Destiny hedeflerinin ve söylemlerinin değiştiği zaman aralıkları 50-60 yıllık süreler oluyordu. Şimdi bahaneler ve ele geçirilmek istenen kaynaklar da değişiyor, teknoloji de değişiyor. Ama anlayış hâlâ devam ediyor.
Tarihte tekrar eden bir örüntü var. İmparatorlukların doğal sınırları olur ve o doğal sınıra geldiğinde artık gerilemeye başlarlar. Amerika doğal sınırlarına ulaştı mı, gerilemeye başlayacak mı?
İlk Manifest Destiny’de öyle oldu. Amerika Meksika’nın kuzeyindeki bölgeleri, Texas’ı işgal etti. Artık sınırları okyanusa dayandı. Başka sınır kalmadı. Orada durdu. O yüzden Manifest Destiny başka bir biçime büründü. Şimdi henüz böyle bir sınır yok. Dünya Çin’le Amerika arasında bölünecek diye var sayalım Manifest Destiny’nin hangi biçimi alacağını kestiremiyoruz. Ufak tefek nüveler var elimizde. Mesela Trump diyor ki “Ben Grönland’ı alacağım”. Yarın Manifest Destiny’nin hangi gerekçeyle karşımıza çıkacağını bilmiyoruz. Mesela Trump, “Uzaya giderken Manifest Destiny’mizi götüreceğiz” diyor. Manifest Destiny kavramı Amerika’nın gerçek kılavuzu. Yayılmacılığının, ırkçılığının kökenleri burada yer alır.
Аналитика ИИ и парсинга
Технические детали обнаружения, сопоставления и связывания статьи
Поисковый запрос
«книга Манифест судьбы внешняя политика США»
Запрос, сгенерированный ИИ для поиска статьи в веб-источниках
Связанные результаты поиска
Франсуа Олланд в четверг представил книгу "Объединить" с 80 политическими предложениями. Несмотря на явный характер манифеста, экс-президент заявляет, что решение о выдвижении кандидатом на следующих выборах примет ...
Такер Карлсон представил свой 10-пунктовый манифест, призывающий к новой политической силе в США. Документ затрагивает темы справедливости, суверенитета, продуктивности и единства ...
Максим Юсин — о внешней политике президента США США. Внешняя политика «Коммерсантъ FM».